|
|
SÜSLÜ YÖRSAN
|
| Cildimize Neler Zarar Veriyor |
Gece: Cildin kendini yenilediği zaman dilimi |
| Cilt Temizliği |
Cilt Sorunları, Lekeler, Çatlaklar |
| Ev Yapımı Maskeler |
Cildin Hassaslaşma Nedenleri |
|
| Cildimize neler zarar veriyor? |
|
Cilt aynı zamanda sağlığımızın da
aynası, zamanın, beslenmemizin, yaşama
biçimimizin ve çevrenin olumsuz
etkilerinin aynası. Ama en büyük
düşmanlarını dört başlık altında
toplayabiliriz: Güneşin UV ışınları,
hormonal dengenin bozulması, hava
kirliliği ve sigara...
UV IŞINLARI VE CİLDİMİZ
Uzun yalnız sadece UVB ışınlarının cilt
için zararlı olduğu sanılıyordu.
Araştırmacılar bütün ışınların üzerine
eğildiler ve UVA ışınlarının da pek
masum olmadıklarını ortaya çıkardılar.
Bilim adamlarının açıklamasına göre "UVA
ışınları cildin alt tabakalarına kadar
inerek, hücre üretim sistemini bozan
oksidan maddelerin oluşumunu
hızlandırıyorlar, bozulan hücreler de
kalitesiz kolajen ve elastin üretmeye
başlıyorlar. Cilt yavaş yavaş eski
canlılığını kaybediyor, üzerindeki
kırışıklar derinleşiyor, dokular
sarkıyor." Çözüm? Yaz- kış demeyip yıl
boyunca UVA ve UVB filtresi içeren
kremlerle düzenli bir bakım. Bunu yapmak
çok kolay, zira artık birçok laboratuar
bakım ürünlerine, hatta makyaj
ürünlerine de UV filtreleri koyuyor.
HORMONAL DENGE VE YAŞLILIK
Yaşlanırken cildin incelmesi,
hassaslaşması, akne çıkması ve 50'li
yaşlarda da tüylenmesi, destekleyici
hormon tedavisi sayesinde artık çözümsüz
değil.
Günümüzde menopoz döneminde yapılan
hormon tedavisi çok gelişti. Artık
hormon tedavisi kadınların korkulu
rüyası olmaktan çıktı, hiçbir sakıncası
olmadığı gibi, doktorlar aksini
söylemediği sürece kadınların mutluluğu
için gerçekten gerekli." diyor
jinekologlar. Menopoz dönemine
yaklaşılırken organizmada neler oluyor,
nelere yol açıyor? Yumurtalıklar yavaş
çalışmaya başladıklarında daha az
östrojen üretiyorlar (bu da cildin
gevşemesine neden oluyor). Öte yandan
progesteronun tükenmeye başlaması
yüzünden erkek hormon dengesi de
bozuluyor (tabii bu yüzden de akne ve
tüylenme oluyor). Genel bir kontrolden
geçirilip yapılan uygun bir hormon
tedavisi bütün dengesizliklerin,
dolayısıyla da yaşla ilgili ortaya çıkan
sorunların önüne geçiyor. İçeriden
yapılan bu tedavinin yanı sıra gözle
görülebilen ciltle ilgili sorunların
giderilmesi için de "dışarıdan" o
ciltlere uygun kozmetik ürünlerle özel
bir bakım yapılmasında yarar var. Ayrıca
büyük laboratuarların birçoğu da yaşlı
ciltlerin güçlenip sorunların üstesinden
kendi kendilerine gelmesini amaçlayan
özel ürünlerin üretilmesini de
üstlendiler.
HAVA KİRLİLİĞİ
Hiç hava kirliliğine yenik düşmüş eski
bir bina ile yeni bir binayı
karşılaştırmak aklınıza geldi mi? Eski
binanın kara yüzü, gün boyunca kirli
havanın cildinizde nasıl biriktiği
konusunda size ışık tutacaktır. İşte bu
yüzden cildin temizlenmeye ve koruyucu
kremlere ihtiyacı vardır.
Yapılan deneylerde kültür hücreleri her
türlü dumanın altında tutularak
incelemeye alındığında, hücrelerin
yavaşladığı, hücre bölünmesinin
ağırlaştığı, sağlıksız yenilendiği,
kalitesiz kolajen ve elastin ürettikleri
görüldü." Sonuç: Soluk bir ten, hızla
derinleşen kırışıklar.
Bir başka sorun da cildin koruyucu
tabakası aracılığı ile hava kirliliğinin
tenimizde sabitleşmesi ve serbest
radikallere yol açması. Kirli hava
içindeki oksidan maddeler hücre
çeperlerini bozuyor ve onları kısmen
boğuyor. Soluk almakta zorlanan bu
hücreler, yaptığımız bakımlardan da
yeterince yararlanamıyorlar. İşte bu
nedenle, zamansız yaşlanmaya karşı
cildimizi hava kirliliğinden koruyan
ürünlere ihtiyacımız var.
Sigaranın yıkımı
Birinin cildine yakından baktığınız
zaman onun sigara tiryakisi olup
olmadığını hemen anlayabilirsiniz. Cildi
ne denli gri, soluk ve cansız
görünüyorsa, o denli yoğun sigara
tiryakisi demektir.
20 ile 40 yaşları arasında cildin
oksijenlenme kapasitesinin %50 oranında
azaldığı bir gerçek. Sigara durumu daha
da zorlaştırıyor. Damarları strese sokup
daraltarak oksijen geçişini kısıtlıyor.
Cilt inceliyor, elastinler kırılıyor,
kolajen üretimi tükenmeye başlıyor ve
cildin su depolama kapasitesi azalıyor.
Ayrıca sigaranın katranı ciltte serbest
radikalleri artırıyor, dolaşımdaki
ostrojen düzeyini de düşürüyor.
Sonuç: Sigara tiryakilerinin cildi
zamanından ortalama 15-20 yıl önce tıpkı
menopozluların yeni teni gibi soluyor,
hayatiyetini kaybediyor.
Çözüm: Sigarayı bırakmak (söylemesi
kolay, gerçekleştirmesi çok zor!) ve
açığı da oksijenli kremlerle kapatmaya
çalışmak.
Kaynak : Nil Otova |
|
|
|
Gece: Cildin kendini yenilediği zaman
dilimi |
|
Artık cildimizi kışa hazırlamanın tam
zamanı!.. Temel cilt bakımının temizlik
olduğunu biliyoruz. Peki, gece yatarken
de cildimizi temizlemek yeterli mi?
Uzmanlar ve bilim adamları bu sorumuza
olumsuz yanıt veriyorlar. Çünkü, cildin
kendini yenilediği zaman dilimi gecedir.
Üstelik cildimizin toparlanmasına
yardımcı olmak için iyi bir uykuya
ihtiyacımız var. Bu nedenle iyi
uyuyamayanların ciltleri soluk, cansız
ve sağlıksızdır.
Cilt, gündüzleri kendini savunuyor…
Evet, cildimiz bizim uykuya daldığımız
gece karanlığında gün ışığından daha iyi
çalışıyor. Çünkü cilt kendini onararak
yenilenmek ve beslenmek için
organizmanın derin uyku halini, yani
gece yarısını bekliyor. Ona
kozmetiklerle destek vermek için en
ideal bakım zamanı da, cildin aktif
maddelere açık olduğu, onları en iyi
kullandığı ve en fazla yararlandığı
anlar, yani gecelerdir.
Cilt gündüzleri savunma halindedir. Gün
boyu yapacak o kadar çok şeyi var ki;
rüzgara, sıcağa, soğuğa, güneşe karşı
kendini savunmalı, stresle ve hava
kirliliği ile savaşmalıdır gün boyunca…
Durup kendini onaracak zamanı hiç
yoktur. Bu yüzden her şeyin sakinleştiği
gece saatlerine kadar sadece
savunmadadır.
Gece, onarım ve yenilenme saati…
Gece organizmanın istirahate çekilip
yavaşladığı uyku saatlerinde cilt
kendisiyle ilgilenmeye başlar. Zarar
görmüş hücrelerini elden geçirip,
savunma sistemini onararak denge kurar
ve enerjisini toplar. Bu sayede geceleri
hücre bölünmesi on misli artar, gece
yarısından sonra saat 01.00'de bölünme
doruğa ulaşır. Yaşlı hücreler cilt
yüzeyine itilirler ve genç hücreler de
cildin üzerinde yeni bir koruyucu tabaka
oluşturmaya başlarlar. Üstelik cilt gece
yarısından sonra hormonlar tarafından
daha iyi sulanıyor, ciltte kılcal kan
dolaşımı da aynı şekilde bu dönemde
canlanıyor. Çünkü gündüz biz hareket
halindeyken kan dolaşımı kalp ve hayati
önemi olan organlara yönelir. Biz uykuya
daldığımızda ise, bu organlar da
istirahate çekilir. Dolayısıyla kan
dolaşım sistemi de cildi sulamaya
yönelir.
Ürünlerin en yararlı olduğu saatler…
Kozmetik araştırmacılarının yaptığı
çalışmalar da cildin uygulanan
ürünlerden en fazla sabahın dördünde
yararlandığını ortaya çıkarmış.
Görüldüğü gibi, cilt en çok gece yarısı
ile sabahın saat 05.00'i arasında
kendisine verilenlerden yararlanıyor.
Cildin kendisini yenilemesi için
beslenmeye ihtiyacı var ve bizim
verdiğimiz besinlerden en fazla
yararlandığı gece saatlerinde onu
desteksiz bırakmamak için gece bakım
ürünlerine yönlenmeliyiz; bunlar da
amino-asitlerden, vitaminlerden ve aktif
maddelerden yana zengin gece
kremleridir.
Cildin bu ürünlerden yararlanması için,
önce günün kirlerinden arındırılmalı,
gözeneklerine kadar temizliği yapılmalı,
ardından hafif masajla gece kremi
dekolteye kadar yayılarak cilde
yedirilmeli.
Sonraki aşama, iyi bir uykudur. Çünkü
cilt sakin bir ortam ister yenilenmek
için. Uykusuzluk da cildin kendisini
yenilemesinde olumsuz rol oynar. Cilt
gece kendisiyle yeterince ilgilenemezse
ertesi sabah soluk, cansız bir görünüm
alır. Sürekli uykusuzluk ise soluk ve
sağlıksız bir cilt ortaya çıkarır.
Gecenin gençlik iksirleri…
Cildin yenilenmesinde ona destek olacak
ve kür olarak uygulanacak bazı yeni
ürüler:
-
Guerlain Issima serisinden yeni bir
onarıcı ürün: Serenissima, özel
formülü ile cildin korunma sistemini
canlandırarak kırışıkları
hafifleten, ışıltı veren ve giderek
yüz ovalini düzelten bir gençlik
iksiri.
-
La Prairie'nin deniz ürünleri ve
bitkisel özlerden başka yosun
içerikli güçlü bir aktif içeren
Caviar Collection birbirinin etkisi
tamamlayan sıkılaştırıcı beş ürün
içeriyor. Böylece sabahtan geceye
kadar cilt koruma altında tutuluyor.
-
Sisley'in bir aylık onarım programı
Sisleya Elixir hücresel iletişim
sayesinde cildin temel
fonksiyonlarını onarmaya ve kendi
eksiklerini düzeltmeye yardımcı bir
aylık yoğun bir onarım programı.
-
Lancaster'in yaşlanmaya karşı bakım
programı Suractif Retinol "Deep
Lift"in dore kavanozda sunduğu gece
kremi; gece boyunca cildin
yenilenmesine destek veren yoğun bir
formül.
-
Sothys, 21 tüpte sabah akşam
kullanıma yönelik Secrets de Sothys
ile yoğun bir aylık onarım ve
gençlik kürü sunuyor.
-
Babor'un yoğun lifting bakımı High
Skin Refiner (HSR), 28 ampullük
uygulamaya yönelik hazırlanmış bir
gençlik kürü.
-
Thalgo da yosun hormonu özleriyle
donatarak dört tüpten oluşan bir
aylık gençlik kürüne iksir adını
veriyor: L'Elixir. Her tüpte, bir
hafta sabah / akşam kullanıma
yetenecek dozda iksir var.
Uykunun biyolojisi…
Uyku sırasında, birçoğu hipofizden
kaynaklanan hormonlar salgılanır.
Uykunun derinleştiği 3. ve 4. uyku
devrelerinde özellikle büyüme
hormonlarının miktarında artış görülür.
Kadında yumurtalıkların çalışmasını,
erkekte ise erkeklik hormonunun
salgılanmasını sağlayan "lüteinik
hormon" uyku sırasında en yüksek doza
ulaşır. Kadınların uyku karşısındaki
tutumları bazen erkeklerden farklı olur.
Bunun nedeni de hormonlardır. Örneğin
doğum kontrol hapları yan etki olarak
bazı kadınlarda uyku bozukluklarına yol
açabilir. Haplara tepki de kadından
kadına farklıdır.
Kaynak: Nil Otova |
|
|
|
Cilt Temizliği |
|
|
Cildinizin sağlığı, gençliği ve
güzelliğinin ilk koşulu temizlikten
geçiyor. Temiz bir cilt dengeli ve
kirlerden tamamen arındırılarak rahat
nefes alan bir cilttir. Bu da renginden,
pürüzsüz dokusundan ve ışıltısından
belli olur.
NEDEN CİLT TEMİZLİĞİ...
Kimilerine göre günlük cilt temizliğinin
ille de yapılması sadece makyaj yapanlar
için geçerli bir koşuldur. Oysa; cilt
temizliği, makyaj temizlenmesiyle
karıştırılmamalıdır. Hiç makyaj
yapılmasa bile cildinizin günlük
temizliğe ihtiyacı vardır. Üstelik
makyaj, bazı koşullarda cildimizin maruz
kaldığı çevre kirlerine karşı kalkan
görevi de görür. Genç yaşlarda cilt
temizliğinin ayrıca önemi var; kirlerle
tıkanmış yağlı bir cilt akne ve
gözeneklere davetiye çıkarır. Akneler
izbırakır, açılmış gözenekler ise uzun
zaman sıkıştırılamaz, zamanla daha da
belirginleşirler. Yaşlandıkça temizliğin
önemi farklılaşır; kirlerin birikmesi
cildin solgunluğuna ve serbest
radikallerin atılımına engel teşkil
eder.
Cilt kirliliğine yol açan nedenler:
Cildin kendisinden kaynaklanan doğal
nedenler: ter gibi, yağ salgılanması
gibi...
Çevreden kaynaklanan nedenler: Hava
kirliliği, çeşitli gazlar, sigara
dumanı, toz toprak vs...
Kullandığımız kozmetiklerin artığı
(makyaj kalıntıları vs.) Kirlenme
etkileri:
Cildin yüzeyinde: Kirlerin birikmesi
sonucunda cilt sağlıklı nefes alamaz, bu
da cildin su ve gaz değişimini engeller.
Cildin en üst tabakası olan epiderma
yeterince koruyucu görevini yerine
getiremez.
Cildin alt tabakalarında: Cilt
yüzeyinde biriken kirler güneşin UV
ışınları etkisiyle okside olarak serbest
radikallerin ve toksinlerin ciltten
dışarı atılımını engellerler. Üstelik
derinlere giren toksinler cildin üst
yüzeyine yayılarak hücre fonksiyonlarını
da bozarlar. İşte bu nedenle cildin
düzenli olarak kirlerden arındırılarak
temizlenmesi gerekir. Bu temizlik
sayesinde cilt rahat nefes alacak,
tıkanıklık olmayacağı için cilt pürüzsüz
ve sağlıklı görünecektir.
TEMİZLİK YÖNTEMLERİ
Her cildin sevdiği ürünler farklıdır.
Hatta bazen yağlı bir cildin temizlik
maddesi olarak krem dokularını, kuru bir
cildin ise ille de suyu sevdiğine tanık
olabiliriz. Bu durumda, cildi
yııpratmadan istediği ve sevdiği
temizliği yapmakta yarar var.
Cilt temizliğinin ilk adımı, temizleyici
süt veya krem ile kirleri yumuşatıp
yerinden kopararak bir pamukla almaktır.
Ardından temizleyicinin kalıntıları da
bir tonik veya losyonla silinerek
temizlenir. Tonik veya losyonun
sıkıştırıcı, nemlendirici ve ferahlatıcı
etkisiyle cilt rahatlayıp sonraki bakım
malzemelerine hazırlanır.
Nasıl temizlik yapacaksınız?..
Öncelikle makyaj yapanın da,
yapmayanın da düzenli ve sağlıklı bir
şekilde cilt temizliğini yapması
gerektiğine inanalım. Cilt temizliği iyi
bir cilt bakımı için de çok önemlidir.
Gözenekleri açılmış bir cilt bakım
ürünlerinin aktif maddelerinden daha iyi
yararlanır.
Cildinizin türüne göre sabah ve akşam
temizliği yapılmalıdır. Bu sınıflandırma
firmalar tarafından karma/yağlı ciltler,
normal/karma ciltler; normal/kuru
ciltler, kuru/hassas ciltler gibi
genellenerek ayrılır. Genel olarak; cilt
akşamları süt ve tonikle; sabahları ise,
suyu seviyorsanız suyla kullanılan bir
temizlik ürünü, tonik ve nemlendirici
ile yapılmalıdır. SU tercihiniz değilse,
özellikle kuru ciltler için süt veya
krem, yumuşak bir tonik ve nemlendirici
üçlüsü idealdir.
Yaz aylarında yüzünüzü yıkayarak cilt
temizliği yapılmasında hiçbir sakınca
yok, hatta yararı bile var. Ancak kış
aylarında ille de su istiyorsanız,
yüzünüzü mutlaka yumuşak bir ürünle
yıkayıp, gündüz kremi sürerek dışardaki
soğuk ile içerdeki kuru sıcak havaya
karşı korumalısınız.
Cilt yapısına aykırı düşen bir
tercihiniz varsa, uzmanınıza danışın.
Belki cildinizi sağlığı için cildinizi
alışık olmadığı yeni ve onun için daha
sağlıklı olacak bir temizliğe
alıştırmanız gerekecektir.
Neden tonik: Gözenekleri sıkıştırmak,
nemlendirmek, canlandırmak, kullanılan
ürününün artıklarını temizlemek,
serinletmek ve ışıltı katmak için
gereklidir.
Kaynak: Nil Otova |
|
|
|
Cilt Sorunları, Lekeler, Çatlaklar |
|
Çok değil, birkaç ay içinde güneşlenmeye
başlayacağız. Her bahar mevsimi yazın
güneşli günlerini müjdeler! Ancak bu
güzel havalar çoğu kişinin aklına
lekeleri, çatlakları ve çeşitli cilt
kusurlarını getirir. Hamilelik ve güneş
lekeleri ile benler, bu listeye dahil!
Arkadaş, eş ve dost tavsiyesiyle
geçiştirilemeyecek olan bu kendi küçük
derdi büyük "kusurları" tanımak, onları
ne kadar ciddiye almak ya da tam tersine
belki de hiç önemsememek gerektiğini
ortaya koyar.
İrili ufaklı lekeler…
Bunlar genellikle bedenimizin açık
bölgelerinde ortaya çıkan bu lekeler,
yaşlılık lekeleri olarak da
adlandırılır. Ellerde, yüzde, dekoltede,
kollarda ve sırtta. Önce dikkati
çekmezler, sonra birden yayılarak göze
batarlar. Güneşlenmeye ne kadar erken
başlanırsa lekeler de o kadar erken,
hatta 30'lu yaşlarda bile ortaya çıkar.
Çoğunun dejenere olma riski olmasa da
bazılarının keratoza dönme ihtimali her
zaman vardır. O zaman esmer lekeler
sertleşerek, sürekli pul pul dökülen
incecik bir tabakayla kaplanır.Yaşlılık
lekelerinin aksine keratozlar zamanla
cilt kanserine yol açabilir. Bu yüzden
gecikmeden, daha leke oluşurken bir
uzmana görünmekte yarar var. Bu aşamada,
peeling ve soyma yöntemleriyle lekeleri
ortadan kaldırmak daha kolaydır.
Benler..
Bazı firmaların bahar makyaj
paletlerinde yapma benler dikkati
çekiyor. Neavus dediğimiz nokta
halindeki lekeler moda olmaya başladı.
Ama doğal olarak benleri olanlar da
onlardan kurtulmaya çalışıyor. Ancak bu
benlerin her zaman masum oldukları da
söylenemez. Selim olanlar, yani
zararsızları sadece estetik bir sorun
yaratıyorlar. Bunlar çeşitli yollardan
yok edilebiliyorlar. Melanome malin,
yani cilt kanserine dönüşüm riski
yaratan habis benlere dokunmamak
gerekir. Ayrıca var olan benin renginde
ve şeklinde bir değişim görüldüğünde
hemen bir cilt doktoruna gösterilmesi ve
doktor gerekli gördüğünde alınması
gerekir.
Hamilelik lekeleri
Genellikle yüzde, alında, burunda,
yanaklarda ve ağız üzerinde ortaya
çıkarlar. Hamilelik maskesi çoğunlukla
hormon salgılanmasıyla ilgili olduğundan
ya hamilelikten sonra ortaya çıkar ya da
doğum kontrol hapı kullanımıyla ilgili
olarak bazı kadınlarda görülür. Ancak
bazen kendi hatalarımız da bu lekelere
yol açabilir. Boyundan aşağı kollara
doğru yayılarak ortaya çıkan lekelerin
oluşum nedeni dikkatsizliktir. Örneğin
güneşe çıkmadan önce parfüm ya da alkol
yoğunluğu olan kolonyaların kullanımı da
ciltte leke yapar; bu lekeler kış
aylarında kaybolurlar. Bu lekeler de
peeling işlemleriyle silinebiliyor.
Beyaz yağ topakçıkları
Bunlar da cilt dokusunun içine yerleşmiş
olan minicik yağ birikimleridir. Doğal
olarak insan bunları sıkıp içindekini
çıkarmaya uğraşır. Ancak bu yapıldığında
yağ topağı yerinden kımıldamaz ama
sıkılan yer kızarıp lekeye dönüşebilir.
Çünkü "milium" denen bu yağ birikiminin
dışarıyla hiçbir ilişkisi yoktur. Ancak
küçük bir cerrahi girişim sayesinde
yerinden çıkarılabilir.
Beyaz lekeler: "Hypomelanose"
Yaz aylarında bronzlaşırken eğer
kollarda, dekoltede, kalça ve bacaklarda
beyaz lekeler oluşuyorsa, bunun adı
hypomelanose'dur. Nedeni ise cildi renk
veren pigmentleri üreten melanin
yetersizliğidir. Tedavisi yok, ancak
kalıcı makyajla lekeler
hafifletilebiliyor.
Beyaz lekeler: "Pityriasis Versicolor"
Bronzluğunuzu irili ufaklı beyaz lekeler
bozuyorsa, bu kez
sırtınızda,omuzlarınızda ve gövdenizde
oluşan bu lekeler pitryasis
versicolor'dur. Nedeni ise, nemli ve
sıcak ortamları pek seven, pytirospron
furfur adlı bir tür mantardır. Mantar
ilaçlarıyla tedavi iyi sonuç veriyor.
Çatlaklar
Önce koyu renkte görünürler; sonra
giderek renkleri açılır ve en sonunda
beyaz çizgiler halinde cilde
yerleşirler. Sorun, kolajen ve elastin
liflerinin zayıflamasıyla ilgilidir.
Enstitü ve kliniklerde birçok tedavi
yöntemi uygulanarak görünüm kurtarılmaya
çalışılıyor. Tedaviler uzun sürüyor,
sabır istiyor. Ancak en iyisi daha
başında cildin koruma altına alınarak
çatlak oluşumunun engellenmesidir.
İri ben: Molluscum pendulum
Bu da, cilt üzerinde iri bir bene
benzeyen ve hafif bir kabarıklığı da
olan bir tür urdur. Dekoltede, boyunda
ve koltuk altlarında görülür. Sıkça
ortaya çıkan bu tür iri benler aslında
tehlikesizdirler. Küçükleri yakılarak,
daha iri olanlar ise lokal aneztezi
altında kesilip çıkarılarak ortadan
kaldırılabilirler.
Kistler ve yağ birikimleri
Yüzde, sırtta ve kulak arkasında oluşan
kistlerin ergenlikle bir ilgisi yoktur.
Buğday tanesi, kiraz çekirdeği hatta
kayısı çekirdeği kadar büyük
olabilirler. Yağ birikimleri ise vücudun
herhangi bir yerinde oluşabilir. Her
ikisi de lokal anestezi altında kesilip
çıkarılabilir.
Kaynak: Nil Otova |
|
|
|
Ev Yapımı Maskeler |
|
Elinizi uzatabileceğiniz her yerde
vitamin deposu meyveler ve sebzeler var.
Çevrenizde bulabileceğiniz doğal
malzemelerden seçtiğiniz meyve veya
sebzeyle birkaç dakika içinde cilt
sorunlarınıza çözüm getirecek kendi
bakım maskelerinizi üretebilirsiniz.
GEREÇLER VE KURALLAR
Önce malzemenizi hazırlayın: Cam kase,
kaşık, spatül, pamuk, nemlendirici
kreminiz, temizleyici süt ve losyon ile
maske yapacağınız doğal malzeme, yani
meyve ya da sebze vs... Bütün bu
malzemeler çok temiz olmalı,
kullanacağınız meyve ya da sebze her
neyse, çok taze ve olgun olmalı; iyice
yıkanıp temizlenmeli. Maske
hazırlandığında hemen kullanılmalı,
(Unutmayın: Bizim hazır aldığımız
maskelerin içinde koruyucu olduğu için
saklanılabiliyor.) asla
bekletilmemelidir. Maskenizi sakin bir
ortamda uygulayın, göz çevresine fazla
yaklaşmadan uygulayın, en az on - onbeş
dakika beklettikten sonra önce pamukla
maskeyi silip ardından losyonla
kalanları temizleyin. Ayrıca sıktığınız
meyvelerin posalarını da maskelerinizde
kullanabilirsiniz...
MEYVE MASKELERİ...
ÇİLEK: Bu meyvenin canlandırıcı ve peeling
etkisi vardır, kuru ciltlere önerilir.
Ancak gerici etkisi nedeniyle on
dakikadan fazla ciltte tutulmamalıdır.
Dört iri çileği ezerek bir çorba kayığı
nemlendirici kremle karıştırın. Bütün
yüze ince bir tabaka halinde sürün,
elmacık kemikleri üzerine daha kalın bir
tabaka halinde maske sürün ve 5 dakika
bekletin. Ayda iki kez uygulama
yeterlidir.
MUZ: Zengin içerikli besleyici bir meyve olan
muz solgun, yıpranmış hassas ve kuru
ciltler için ideal bir maske malzemesi.
Lekesiz olgun bir muzun yarısını ezerek
iki çorba kayşığı nemlendirici kremle
karıştırın. Yüzünüze sürün ve 15 dakika
bekletin. Haftada bir kez uygulayın.
ELMA: Özellikle karma ciltlere öneriliyor,
zira yüzün yağlı olmayan bölgelerini
kurutmaz. Bir kahve kaşığı Golden
elmanın içini iyice ezerek iki kahve
kaşığı nemlendirici kremle karıştırın ve
20 dakika yüzünüzde bırakın. Haftada iki
kez uygulayın.
PORTAKAL: Meyve asiti açısından etkili olan
portakal problemli ve yağlıya yakın
normal ciltler için öneriliyor.
Portakalı sıkıp suyunu damla damla iki
kahve kaşığı nemlendirici kremin içine
katın. Maskeyi yüzünüze sürüp 10 dakika
bekletin. Haftada iki kez uygulayın.
LİMON: Yağlıya yakın normal ve problemli
ciltler içindir. Portakal maskesi gibi
hazırlanır. Ancak yüzünüzde 5 dakika
bekletin ve problemler düzelinceye kadar
haftada iki kez uygulayın.
ÜZÜM: Karma cilt sorunları yüzün belli
bölgelerinde (burun kenarları, çene,
alın vs) sınırlandığından özellikle
karma ciltlere öneriliyor. Ancak yorgun
ciltlerde de iyi sonuç veriyor. Portakal
maskesi gibi hazırlayıp yüzünüzde 10
dakika bekletin. Haftada bir kez
uygulayın.
SEBZE MASKELERİ
AVOKADO: Özellikle yorgun ve kuru ciltler için,
güneşlenmenin ardından uygulanacak ideal
bir maske! Bir kahve kaşığı avokado
içini ezip iki kahve kaşığı
nemlendiriciyle karıştırın. Kalın bir
tabaka halinde yüzünüze sürüp15 dakika
bekletin. Haftada bir kez uygulayın.
SALATALIK: Sıkıştırıcı ve ferahlatıcı özelliği
nedeniyle yağlıya yakın normal ciltler
içindir. Cilde parlaklık verip
canlandırır ve gözenekleri sıkıştırır.
Salatalığın çekirdeksiz bölümünden bir
kahve kaşığıalıp iyice ezdikten sonra
iki kahve kaşığı nemlendiriciyle
karıştırın. 10 dakika yüzünüzde
bekletin. Ayda sadece iki kez uygulayın.
YAĞLI MASKELER
ZEYTİNYAĞI: Vitaminsiz kalmış solgun ve kurumuş
ciltler için. Bütün yağlı maskeler gibi
özellikle kuru ciltlere öneriliyor. İki
kahve kaşığı nemlendirici krem üzerine,
bir emülsiyon (yarı sulu ince bir krem)
elde edinceye kadar damla damla
zeytinyağı katın. Bunu yüzünüzde 20
dakika bırakın. On gün boyunca günaşırı
bu maskeyi uygulayın.
MISIRÖZÜ YAĞI: Fazlasıyla hassas ve kozmetik ürünlerini
kabul etmeyen ciltler içindir. Aynı
zeytinyağlı maske gibi hazırlayıp ciltte
15 dakika bekletin. Ayda iki kez
uygulayın.
AYÇİÇEK YAĞI: hastalık aşırı yorgunluk, fazla güneş
veya soğuk altında yıpranmış ciltler
için. Cildi besler, canlandırır ve
rahatlatır. Zeytinyağlı maske gibi
hazırlayıp ciltte 15 dakika bekletin. 10
gün süreyle her gün uygulayın.
BİTKİ MASKELERİ
IHLAMUR: Canlandırıcı ve rahatlatıcı bu maske
yorgun ciltleri kendine getirir ve pırıl
pırıl yapar. Büyükçe bir tutam ıhlamuru
bir cezvede demleyip soğumaya bırakın.
Sonra bir çorba kaşığı demlenmiş
ıhlamuru iki kahve kaşığı nemlendirici
kremle karıştırın.Yüzünüze sürüp 10
dakika bekletin. Haftada iki kez
uygulayın.
ÇAY: Genişlemiş gözenekleri sıkıştırır,
cildin rengini canlandırır. Yağlıya
yakın normal ciltler içindir. Ihlamur
maskesi gibi hazırlayın ve 10 dakika
yüzünüzde bırakın. Haftada iki kez
uygulayın.
PAPATYA: Sıkıştırıcı maddeler içerdiği için
özellikle yağlıya yakın normal ciltlerde
gözenekleri sıkıştırıp dokuları pürüzsüz
kılar. Ihlamur maskesi gibi hazırlayın
ve yüzünüzde 20 dakika bırakın. 10 gün
boyunca günaşırı uygulayın.
NANE: Serinletici ve canlandırıcıdır, yorgun
cildi kendine getirir, rahatıp
serinletir. Karma ciltlerle yorgun
ciltlere göredir.Ihlamur maskesi gibi
hazırlayıp 10 dakika yüzünüzde bırakın.
Haftada üç kez uygulayın.
YUMURTALI MASKE
Yumurtanın sarısı yoğun bir şekilde
besleyici aktif maddeler içerir. Solgun
ve karma ciltleri canlandırmak için
idealdir. Taze bir yumurtanın sarısını
iki kahve kaşığı nemlendirici kremle
karıştırın. Kalın bir tabaka halinde
yüzünüze sürün ve 20 dakika bekletin.
Haftada iki kez uygulayın.
BALLI MASKE
Hem besleyici, hem de canlandırıcı
zengin bir malzemedir bal. Bu maske
rengi soluk, yağlıya yakın normal
ciltler için ideal. Cildi derinlemesine
temizleyerek canlandırır. Mümkünse likit
bal kullanın. Yarım kahve kaşığı balı,
iki kahve kaşığı nemlendirici kremle
karıştırın ve 15 dakika yüzünüzde
bırakın. Haftada bir kez uygulayın.
BUZ MASKESİ
Bu maske bütün ciltlere uygulanabilir.
Cildi gerer, dokuları toparlar ve
pürüzsüz kılar. Yüzünüze ve boynunuza
kalın bir tabaka halinde nemlendirici
kreminizi sürün, sonra da bir parça buzu
yavaş yavaş krem üzerinde gezdirin. Bu
işlemi yüzünüzü canlandırmaya ihtiyaç
duyduğunuz her zaman
tekrarlayabilirsiniz.
Kaynak: Nil Otova |
|
|
|
Cildin Hassaslaşma Nedenleri |
|
Cildin doğal yapısı itibariyle hassas
olmasının dışında bütün ciltler bizim
yaptığımız hatalı davranışlar ve çevre
faktörleri nedeniyle hassaslaşabilir ve
artık kendini koruyamayan, her etkiye
tepkiyle karşılık veren sorunlu bir
cilde dönüşürler. Güzel bir cilt
kazanmak ya da temizlenmek uğruna
yapılanlar ise abartıya kaçıldığında
aynı hassasiyeti doğururlar.
Genç bir cilt her şeye hazırlıklı olan,
koruyucu tabakası güçlü, gözenekleri
açık ve dolaşım sistemi tarafından
dengeli salgılanan sağlıklı bir cilttir.
Böyle bir cilt genç yaşlardan itibaren
iyi korunursa özelliklerini de uzun
zaman koruyabilir. Ancak çağdaş insan
birçok dış etkenin tehditi altındadır:
-
Yanık tenin güzelliğine
inanıldığından beri güneşleniyoruz,
dolayısıyla cildimiz yaz aylarında
kendisi için zararlı olan ve onu
yaşlandıran UV ışınlarına maruz
kalıyor.
-
Hava kirliliği cildi tehdit edip
yapısını bozan en önemli etkenlerden
biri. Cildin bunu atlatabilmesi için
ciddi korunmaya ihtiyacı var.
-
Klimalar sayesinde yaz ve kış
rahatlıyoruz ama cildimiz bizimle
aynı fikirde değil; ısı şoklarına
karşı korunamıyor, kuruyor ve
zayıflıyor.
-
Kullandığımız kozmetikler iyi
seçilmediği takdirde, sıcak suyla
temizlik ya da cildimizi fazlasıyla
suya tutmamız hassasiyetine yol
açıyor.
-
Güünlük duş alışkanlığı; makyaj
temizleyici ürünler, arındırma
işlemleri ve hamam derken cilt
sürekli suyla temas halinde kalıyor
ve bundan çoğu zaman yarar değil
zarar görüyor.
-
Son zamanların gözde bakımlarından
eksfoliant ya da arındırma işlemleri
gereğinden çok yapıldığında cildi
zayıflatıp hassaslaştırıyor.
-
Günümüz dünyasının stres ve
sıkıntıları da cildimizin yıpratıp
hassaslaştıran nedenlerden biri.
Temizleyiciler...
Özellikle 90'larda kadın ciltlerinde
hızlı bir artış gösteren hassasiyet
dermatolog ve kozmetikçileri harekete
geçirdi. Temizleyici kozmetik
ürünlerinin içeriğindeki deterjanlar ve
suyla karşılaştığında köpürmeyi sağlayan
aktif maddelerin ciltte hassasiyet
yarattığı anlaşıldı. Bizim hoşumuza
giden bu köpükler cildin doğal pH
oranını yükseltiyor, cildin kendisine
yararlı olan bakteri dengesini tahrip
ediyor, epidermi strese sokuyor, cildin
koruyucu hidrolipinik tabakasını bozuyor
zayıflatıyor. Hele kuru bir ciltse, bir
de musluktan akan suyun sertliği
eklenince cilt daha çok üzülüyor. Cilt
bu duruma girdiğinde artık kendini
koruyamaz oluyor, her etkiye tepkiyle
cevap veriyor: Kızarıyor, inceliyor,
kuruyor, parfümler ve kozmetik
ürünlerdeki koruyuculara alerjik
tepkiler gösteriyor.
Yeni kuşak kozmetikler...
90'ların sonlarına doğru temizleyici
kozmetiklerin formülylerinde büyük
değişiklikler yapıldı. Daha az koruyucu
madde ile köpürmeyi sağlayan aktif
maddeler mümkün olduğu kadar az oranda
kullanıldı; yeni kuşak parfümler de
cildin daha rahat kaldırabileceği
formüllerle bestelendi; yağlı maddeler
daha hafif ve ciltle uyumlu olacak
formüllere dönüştürüldü. En önemli
mesele ise, temizleyici ürünlerdeydi.
Yeni temizleyicilerin formüllerine
nemlendirici, yumuşatıcı ve tahrişleri
önleyen maddeler katıldı. Bu ürünler,
temizleme işleminden saatlerce sonrasına
kadar cildin nemli ve yumuşak kalmasını
sağlıyor. Ama bu ürünlerin bir kusuru
vardı: Köpürmüyorlardı. Köpqüksüz bir
temizleyicinin tüketiciyi tatmin
etmeyeceği düşünen araştırmacılar
mucizeler yaratmakta gecikmediler ve
yeni temizleyici ürünlere, su ile temas
ettiğinde açığa çıkarak köpürmeyi
sağlayan gazlar kattılar.
Zamanımızın gözde ürünleri kategorisinde
yer alan arıtıcılar ya da eksfoliantlar
da beenzer değişimlere uğramakta
gecikmediler. Kuru ya da hassas ciltler
de dahil her cilt tipinin haftada bir ya
da iki kez rahatlıkla kullanabileceği
arıtıcılar formüle ettiler.
Cildinizi dinleyin...
Cildiniz size çeşitli işaretler veriyor.
Onu dinlemenizde yarar var: Eğer sabah
akşam cildinizi yıkadığınızda içiniz
rahat ediyor ama cildiniz gerilip
kuruyorsa, sık yıkama alışkanlığından
vaz geçmelisiniz. Cildinizin inceldiğini
ve neredeyse damarların ortaya çıktığını
farkederseniz artık sıcak sudan vaz
geçmenizin zamanı gelmiştir. Aslında kış
aylarında ılık, yaz aylarında soğuğa
yakın ılıklıkta suyla yüzünüzü
yıkamalısınız. Daha da iyisi: Cildinizi
ılık bir havluyla silerek temizleyin,
sonra da kaynak suyu, losyon veya tonik
püskürterek toparlanmasını sağlayın.
Artık cildiniz bakım ürünlerinin
kullanımına hazırdır.
Kaynak: Nil Otova |
|
|
|
|
|
|
|
|